Unkapanında nohutlu tavuklu (en sevdiğim) pilav yemekle başlayan gezi ikindi namazının Zeyrek camiinde eda edilmesiyle devam etti. Elimde kamerayla gezinirken, aynı anda elinde kamerası ve muhtemelen korumasıyla gezinen, cumhurbaşkanın başdanışmanı görmek de ayrı bir keyif verdi. Farklı insanlarla ortak noktalarda buluşabilmek aslında birçok şeyi erişilmez ve dokunulmaz olmaktan uzağa taşıyor. Neyse kendimi frenleyip gereksiz felsefe yapmadan konuma devam edeyim.
Gezintinin, ruhani rehberimin önderliğinde devam edeceği konuşulsa da birazcık da rastlantısal ilerledi. Unkapanı durağının hemen arkasındaki bilmem kaç basamaklı merdivenle başladık gezinmeye. Hep birbirine benzeyen eski ahşap Türk evleri arasından mantar misali türeyen hamamlar camiler, kiliseden dönme camiler, kiliseler... Buralarda gezinti rotası oluşturmak aslında buranın doğasına aykırı. Çünkü her yerinden fışkıran bir tarih var ve bence birileri ötekine öncelenemez. Herkesin kendi fikri tabi fakat benim düşüncem bu yönde. ''Kendini bir sokağa at ve merakının seni götürdüğü yere git. Nasıl olsa o kırmızı patrikaneyi illa görecek ve çıkacaksın tırmanırcasına, inerken de kalabalığa uyup dimitri cantemirin orda çay molası vereceksin.''
(çektiğim fotoğraflar sırayla; fener rum patrikhanesi, fener rum patrikhanesi, gül camii, gül camii, rum ilkokulu, rum kilisesi, kadir has universitesi. yanlış isimlendirme olması muhtemel. ne de olsa bu blog tahayyül edilmiş şeyler barındırabilir. ve akıl bizi yanıltabilir.) 😊
Gezintinin, ruhani rehberimin önderliğinde devam edeceği konuşulsa da birazcık da rastlantısal ilerledi. Unkapanı durağının hemen arkasındaki bilmem kaç basamaklı merdivenle başladık gezinmeye. Hep birbirine benzeyen eski ahşap Türk evleri arasından mantar misali türeyen hamamlar camiler, kiliseden dönme camiler, kiliseler... Buralarda gezinti rotası oluşturmak aslında buranın doğasına aykırı. Çünkü her yerinden fışkıran bir tarih var ve bence birileri ötekine öncelenemez. Herkesin kendi fikri tabi fakat benim düşüncem bu yönde. ''Kendini bir sokağa at ve merakının seni götürdüğü yere git. Nasıl olsa o kırmızı patrikaneyi illa görecek ve çıkacaksın tırmanırcasına, inerken de kalabalığa uyup dimitri cantemirin orda çay molası vereceksin.''
(çektiğim fotoğraflar sırayla; fener rum patrikhanesi, fener rum patrikhanesi, gül camii, gül camii, rum ilkokulu, rum kilisesi, kadir has universitesi. yanlış isimlendirme olması muhtemel. ne de olsa bu blog tahayyül edilmiş şeyler barındırabilir. ve akıl bizi yanıltabilir.) 😊







Yorumlar
Yorum Gönder