Piramitlerden Çok Daha Fazlası - 2

 uçağım kahireye iniş yaptı, ailem yanımda olmadan gerçekleştireceğim ilk yurt dışı seyahati. ayaklarımı yere bastığımda ayaklarım yerden kesildi, sanki basmakla basmamak arasındayım. 
 merkeze vardığımda arkadaşımı beklemek için güzel bir yer kestiriyorum gözüme. toprak yeşillik stresimi yorgunluğumu bir nebze alır diyerek atıyorum kendimi yere. meydanda pek yüksek olmayan bir kule ve tepesinde mısır bayrağı siyah kırmızı ve beyaz. idrakım biraz geç oluyor yol iki saat olsa da yol nihayetinde yoruyor adamı. meğer tahrir meydanı beni karşılıyormuş. çok değil son yüzyılda yaşadıklarını gördüğü ne varsa isyan devrim darbe hepsini düşündürüyor ve gözlerinde canlandırıyor insanın aniden. dökülen kanı düşündüğünde kanın donmasa seninki de dökülecek adeta. bunları hissettiren yemyeşil alanda insanlara dinlenme mekanı sunan alanları değil tabi, bildiklerim. 
 mısırın başkenti kahirenin göbeği tahrir meydanı... hissiyatımı bir yanda bırakıp çevreye göz gezdiriyorum. kahirede birkaç hattı bulunan metro durakları dikkatimi çekiyor tanıdık olduğundan. çünkü diğer şeylerin neredeyse tümü alışılmışın dışında. sonradan normal olarak karşıladığım trafik lambasının olmaması beni çok şaşırtıyor bildiğim bir şey olmadığından. karşıdan karşıya geçmek gerçekten zor, buradaki kızlar karşıya geçerken yardim aldığı insana aşık olabilir o denli karmaşık ve kuralsız bir yer. içi hınca hınç insan dolu köhne birkaç kafe var nargile ve sütlü ve sütsüz yarısı şeker olan çaylar favorileri. çay dedimde bizimkiler gibi değil oldukça acı. bizim çaya şeker attığımız gibi toz halinde kıyılmış olan çay atıyorlar bardağa içsen bir dert içmesen bir. nargile dedimse bizimkiler gibi değil kalitesi oldukça düşük ve bizim paramızla bir lirayı dahi bulmuyor. gözlerim kaydadeğer bir şeyler ararken arkamı dönüyorum, tekneler sıra sıra dizilmiş, içleri masalar sandalyeler dolu. pek cezbetmiyor çünkü her yerde var deniz üstünde teknede yemek. 
 aman allahım nil nehri bu! firavundan oğlunu kurtarmaya çalışan kederli bir annenin, oğlu musayı çaresizce ve can havliyle bıraktığı nehir bu. hayretim bi süre beni esir alıyor. ama çok yorgunum bir an evvel uyumalı yol yorgunluğunu atmalı ve keşfe çıkmalıyım.

Yorumlar